20/3/2009 · Kategori: siir

ANKARA

Ankara'ya öyle yakışırdı ki kar..
asfaltlar ışıldar, buz tutardı resmi yalanlar...
kimse keman çalmaz belki ama
çok keman çalınsın balolarında
diye yapılmış
gri sisli binalar...
alnının ortasında
ciddi bir devlet asabiyeti.
çok kötü günlermiş gibi en genç zamanlar,
bu zulüm bu sevda bitmezmiş sevmek
bir halkı sevmekse aşk o zaman sevmekmiş!
(biz bir şeyi delicesine severiz
ama tanrım neyi?)
kahve önü çatlak mozaik
bel kemiğine tehdit
kürsüler üstünde
çok sigara içen
öğrenciler
bir daha asla yaşayamayacağı
aşkları teğet geçerken
hep onu sevmeyenleri severek
hep onu sevenin gözlerinden
kalabalıklara kaçarak
karışarak toplumcu gerçekçi yalnızlıklara,
yüksek rakımlarda çatlamış dudaklarını
bir izmirli güzele dayatmak varken
(hep kardeş olacak değiliz ya,
yaşasın halkların sevgililîğî!)
soyut bir sevdaya
beşik kertilmiş olan
dağda çoban,
şehirde şark çıbanı sayılan,
fırat'ın büyük elleri
ararat'ın kız yelleri
cilo'nun derin nefesleri
hülasa kente hukuk mukuk okun
mümkünse o arada da memleketi kurtarmaya gelmiş
anadolu çocukları, ankara' ya öyle yakışırdı ki kar
asfaltlar ışıldar,
buz tutardı resmi yalanlar
(belki balkona kar seyretmeye çıkar diye
sevdiğimiz kızlar
çok dibimiz donmuştur ve çoğu zaman
bu kar mevzuu
kızlara yeterince ilginç gelmemiştir
hiçbir şey kapalı bir dükkan kadar
hüzünlü gelmez insana
ankara'da,
yoksa bugün bir hayat
yaşanmayacakmı duygusu çöker bütün bozkıra.
Kimse keman çalmaz belki
Belki bu fiim hiçbir zaman
o kadar fiyakalı olmayacak ama
Hiçbir lahmacunda
o okul yolundaki üçüncü sınıf lokantadakinin
tadını vermeyecek bir daha
Çok daha iyilerini yedim sonra
bizzat Urfa'da hatta
Ama hiçbirinde
o kadar aç oturrnadım sofraya
ankara'ya
öyle yakışırdı ki kar
çok yabancı bir soluk duyulur bazı
bilinmez bir dilin ıslığından
anla ki sıkıldı bizim konsolosluklardaki konuklar
öyle deme
Ankara'yı sevmeyene bir zulümdür
bu kadar insanın neden ankara'yı bu kadar çok sevdiğini anlamadan
ankara'da yaşamak
yollarına hep sevdiğimiz insanların
adlarını vermediler ama biz her duvara
bilvesile onların adını yazarak yaşadık
kül ve betondan mürekkep
yaşadıkça yaşanılası gelen
o tuhaf bozkır kokusunda.
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar.
asfaltlar ışıldar...
bir günden bir sürü gün yapan
mesai saatlerinde hiçbir şey yapan
hiçbir şey alıp hiçbir şey sunan
rakıyı bol sulu içen
dokunmasın için deği!
çabuk bitmesin dîye devletimin tekel rakısı,
hep kağıtlara bakarak,
hep kağıtlardan bakarak
hem neşet ertaş' ı hem bülent ersoy' u
aynı anda sevmeyi başararak,
karısının bayat ekmeklerden yaptığı tatlıyı
çok beğenmeyerek ama
yine de bu tasarrufunu takdir ederek
boynu hep kıdemli bir atkının içinde saklıyken
hep bir şeylere birilerine küsmüş gibi
yürüyen...
memurlar.......
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar..
asfaltlar ışıldar,
buz tutardı resmi yalanlar...
biz, şimdi kapalı birr kuruyemişçi
dükkanının -ki bütün plan kar altında
tuzsuz ay çekirdeği çitileyip
yanı sıra bafra içmektir-
kötü ışıklandırılmış vitrininden
umutsuzca içeri bakan,
kimliği gereğinden fazla sorgulanmış,
merhabadan çok çıkar ulan kimliğini denmiş,
-yani sistem kendi verdiği kimliği
zırt pırt geri istemektedir-
doğduğu yer yüzünden
doğuştan kavgacı zannedilen ama
pek çoğu kavgadan nefret eden
kavgacı esmer cesur korkak
çoğu kürt çoğu türk çocuklardık...
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar....
ha sonra belki ahmed arifin aklına
hiçbir şairin aklına gelmeyecek
-çünkü hiçkimse bir daha ankara' yı
O'nun kadar sevemeyecek -bir şiir islenir:
kar altındadır varoşlar
hasretim,nazlıdır ankara.....
ustam yine sen bilirsin ama
hangi aralıkta bir şair ölmüşse
işte o,en netameli aydır bence.
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar...
asfaltlar ışıldar...
yalanlar...
şimdi ve sonra ne zaman ankara'ya kar yağsa
elim gönlüm, çocukluğum buz tutar.

YILMAZ ERDOĞAN

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

3/3/2009 · Kategori: siir

BİR VEDA HAVASI



-hoşçakal yusuf hayaloğlu-

Vakit tamam!.. seni terk ediyorum
O bütün alışkanlıklardan
Ve bütün sıradanlıklardan öteye
Yorumsuz bir hayatı seçiyorum
Doyamadım inan
Kanamadım sevgiye

Korkulu geceleri sayar gibi
Deprem gecesinde bir yıldız
Birdenbire kayar gibi;
Ellerim kurtulacak ellerinden
Bir kuru dal, ağacından
Çatırdayıp kopar gibi

Aşksa bitti
Gülse, hiç dermedik
Bul kendini kuytularda, hadi dal
Seninle bir bütün olabilirdik
Hoşça kal gözümün nuru
Hoşça kal

Vakit tamam!.. seni terk ediyorum
Bu, kırık ve incecik
Bir veda havasıdır
Tutuşan ellerimden
Parmak uçlarına değen sıcaklık
İncinen bir hayatın yarasıdır

Kalacak tüm izlerin hayatımda
Gözümden bir damla yaş
Sızlayıp resmine aktığında;
Bir yer bulabilsem keşke
Bir yer, seni hatırlatmayan;
Kan tarlası gelincik şafağında

Ölümse, korktun
Savaşsa, hep kaçtın
Vur kendini kuşkularda, hadi al
Sen bir suydun oysa
Sen bir ilaçtın
Hoşça kal canımın içi
Hoşça kal...

YUSUF HAYALOĞLU

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

2/3/2009 · Kategori: sevdigim sarkilar

YİTİP GİDEN


-eski bir dosta-

Yoldaş senin bir gülüşün,

Bir dostunun yarasını

Saramıyorsa artık; sen artık kendin değilsin...

Vur öfkeni dostuna yansın dağlarca göllerce

Dökülmeyen gözyaşın da boğulsun deryalarca

Yitip giden devrimler gibi

Dost sesin dost gülüşlerin

Şimdi çölde bir damla su

Sen artık kendin değilsin...

Öfke çaresizliktir bilirim

Çaresizliğine ölürüm!

Sesin de açan bulutlara, inan her şeyimi veririm

Sanma ki bir yitiktir hüzünlere sarılmam

Sanma ki gülüm bu hüzün öldüğüm de bitecektir...

Bir gün mavi bulutlara biner sonsuza giderim

Dost sesini bulana dek, karanlığa gülümserim

Karanlığa gülümserim...

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

27/2/2009 · Kategori: mektup

kızıma 1

Kızım,
Daha 1 yaşındasın. Ne güzel bakıyor, ne güzel gülüyorsun. Sen gözlerime baktıkça yüreğim titriyor bakışlarının sevgi dolu sıcaklığından. Sen güldükçe başka bir seviniyor içim. Hiçbir aşka benzemiyor bu, sen hiçbir sevgiliye benzemiyorsun. İncitmiyor, üzmüyor, bırakıp gitmiyorsun. Her defasında yeniden yeniden boynuma sarılıp küçücük dudaklarınla beni öpüyor öpüyorsun. 
Kızım,
Daha 1 yaşındasın, hayatın başındasın...
 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

17/2/2009 · Kategori: siir

YILMAZ GÜNEY ANISINA...


Hayat bize mutlu olma şansı
vermedi
Biz kendimizden başka
Herkesin üzüntüsünü
Üzüntümüz,
Acısını acımız yaptık.
Çünkü dünya'nın öbür ucunda,
Hiç tanımadığımız bir insanın
Gözyaşı bile içimizi parçaladı....
Kedilere ağladık
Kuşların yasını tuttuk.
Yüreğimizin yufkalığı
Kimi zaman hayat karşısında
Bizi zayıf yaptı.
Aslında ne güzel şeydir
İnsanın insana yanması
Sevgili...
Ne güzeldir bilmediğin birinin
derdine üzülmek ve çare aramak.
Ben bütün hayatımda hep
Üzüldüm, hep yandım..
Yaşamak ne güzeldir be sevgili
Sevinerek, severek, sevilerek,
Düşünerek...
ve o vazgeçilmez sancılarını
Duyarak hayatın

                      YILMAZ GÜNEY

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::